LOGO .png

İÜPK BLOG

  • Instagram

FARKLILIKLARIMIZLA BOĞDULAR

Bembeyaz bir oda… Masumiyetin ve saflığın rengi. O odayı kirletmek ister gibi tam ortaya konuşlanmış demir bir yatak ve tavanda yarısı paslanmış demir çengel.

Sabah yeni bir güne uyandığında bugünün gerçek anlamda yeni olacağını hisseder gibiydi. Küçük bir kasabada yaşıyordu ve farklıkların pek de kabul edildiği söylenemezdi. Ancak dolabında standartların aksine gökkuşağı renkleriyle bezenmiş takım özel bir gün için kendisini bekliyordu. Bugünün o gün olduğunu hissetmiş gibi aldı ve giydi. Risk almak istiyordu. Sonuçta risk almadan yaşanmazdı değil mi? Rutinin aksine yavaş yavaş çıktı kapıdan rengarenk, ışık dolu görüntüsüyle. Kısa bir süre sonra mesaisi başlamayacak gibi yavaştı hareketleri, gününün tadını çıkarıyordu.

Ana yola çıkıp yavaş yavaş yürümeye başladığında tanıdık yüzler tek tek kendisine dönüyordu. Kimi ayıplar gibi kimi de farklılıklarına sahip çıktığı için gurur duyar nitelikteydi. Başka bir zaman olsa kötü hissettirecek bakışlar büyük bir umut ışığı oluşturmuştu ama nereden bilebilirdi ki bu küçük ışığın çok büyük karanlıklara gebe olacağını. Çalıştığı yere ulaşınca alıştığı bakışların arttığını hissedince kötü bir his filizlense de içinde bunu göz ardı etmesi zor olmadı.

İşlerinin erken bitmesi şerefine kendini güzel bir kahveyle ödüllendirmek için kafeye giderken sabah kolayca göz ardı ettiği kötü hissin daha büyük bir şekilde ortaya çıktığını hissetti. Hissin bir tanımı olur mu bilinmez ama bu takip ediliyormuş hissi gibiydi. Çantasından bir şey arar gibi yaparak yavaşça arkasına baktı ve onu gördü. Emin olmak için adımlarını temkinli bir şekilde artırdı ancak onunla arkasındaki kişinin de hızlandığının farkındaydı. Kafeye giden yolu dönerken kafeye ulaştığında arkasındaki kişinin oraya giremeyeceğini düşünüyordu. Ancak kafeye ulaşamadan sert tutuş ve kocaman eller onu bir apartman girişine çekmişti bile. Tam bağırmak için ağzını açtıktan sonra hatırladığı tek şey yoğun eter kokusu ve kocaman elli kişinin fısıldadığı korkunç sözler oldu.

Gözlerini açtığında mavi boyalı bir odada kolunda bir serumla yatıyordu. Boğazında yoğun bir kuruluk hissetti ve yandaki bardağa uzanmak istedi. Ancak kolu o kadar kontrolsüzdü ki yarım metre bile kaldıramadan yatağa düştü. Ne yapacağını düşünürken kontrole gelen hemşirenin sesiyle çok büyük bir korku ve çığlık ortaya çıktı. Sanki hatırlamadığı anılar kendilerini özgür bırakmış gibi. Rutin kontrollerin yapılmasından sonra ertesi gün çıkabilmişti hastaneden ancak şu an ne yapacağı hakkında en ufak bir fikri yoktu. Hem ne olmuştu ki ona? Hastanedeyken görüşmeye bir doktor gelmiş olsa da hiçbir şey hatırlamıyordu. Bir kâbus görmüştü sanki ve korkudan bayılıp hastaneye kaldırılmıştı. Şimdi de kâbusu hatırlamıyordu.

Ama hayat kâbus sandıklarımızın gerçek olduğunu kanıtlamak üzere kurulmuş ki oturduğu banka kadar uçan gazete kupürü bankın ayağına takılıp kaldı. Baygınken neler olduğunu merak ettiğinden eline aldı kupürü. 3.sayfaydı. “Kimliği belirlenemeyen şahıs mola esnasında kaçırdığı E.B.'yi öğlen sularında hastanenin önüne attı ve orayı terk etti. Sonrasında haber kaynaklarına gönderilen videoya göre suçlu E.B.'nin farklılığını bu kadar göz önünde bulundurmasına sinirlenmiş ve bedelini ödemesini isteyerek onu alıkoymuş.”

Okuduğu haberle bir anda dünyası değişmişti. O iç karartıcı görüntüler film şeridi gibi zihninde canlanmıştı ve baş rolünde de kendisi vardı. Çevredekiler ne olduğunu anlayamadan her yer onun çığlığıyla yankılanmış ve gelen ruh sağlığı merkezi çalışanları tarafından kendisine zarar vermesini önlemek için bayıltılarak götürülmüştü.

İkinci defa uyandığında öncekinin aksine ne olduğunu hatırlıyor ve bembeyaz odaya boş gözlerle bakıyordu. Bomboş bembeyaz bir oda… Masumluğun simgesi olan bu odanın ortasında bir kara leke gibi demir bir yatak vardı ve yanında da küçük bir tabure. Kafasını biraz yukarı çevirdiğinde de onu gördü. Kurtuluşunu… Sanki her şey bunun için hazırlanmış gibi, diye düşündü. Aynı o günkü gibi yavaştı hareketleri. Çarşafı çekerek yatağa oturdu ve annesinin ölmeden önce kendisine söylediği ninniyi söylemeye başladı. Aynı zamanda da çarşafa sıkı düğümler atmakla meşguldü. İşi bitince tabureyi çengelin altına getirdi ve kendi sonuna adım adım yol aldı. Belki de sonsuzluğuna.


Sare Gül Toyla






18 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

EKSİK OLMAK

DENİZ