top of page
Blog.jpg

İÜPK BLOG

"Varoluşçu Perspektiften: İç Sesin Dili"

İdil Cemre Öztep hocamızdan "Varoluşçu Perspektiften: İç Sesin Dili" konusunu dinledik. Anlattıkları için hocamıza çok teşekkür ederiz. Etkinliği kaçıranlar ve katılıp tekrar ilgisini çekenler için özetimiz sizlerle.


Varoluşçular, inanç sistemlerine göre iki ana gruba ayrılırlar: Allah inancına sahip olanlar ve Allah'a inanmayanlar. İnancı doğrultusunda insanın varoluşunun anlamını farklı şekillerde değerlendirirler. İnancı olanlar, Allah'ın insanı yarattığına ve bu yaratılışın bir anlam taşıdığına inanır. İnsanın bu anlamı araması gerektiğini savunur. İnancı olmayanlar ise insanın evrimsel süreçler sonucu var olduğunu ve anlamı kendi bulması gerektiğini savunur.


Her insanın temel içgüdüsü ‘’hayatta kalmak’’tır. Bu nedenle zihin bizi korumak için sürekli olarak tehlikelere karşı tetikte olur ve iç sesimiz bize sürekli olarak kötü senaryolar çizer. Zihin sürekli kötüye kurgulu olduğundan sürekli ona odaklanmak bizi aşağı çeker. Beden ise iyiye kurguludur. Aslında tam da bu noktada iyi ve kötüyü keskin sınırlarla ayıramayacağımızı söyleyebiliriz. Psikolojide 1+1 her zaman 2 etmez. Bazen de ‘’Kötü olan iyidir.’’. Yani kötüden bahsederken ihtimaller vardır. Kötü her zaman kötü ya da her zaman iyi olmayabilir. Kötü; devam etmemizi sağlayabilir, başarıya götürebilir ama en temelde bizi tehlikelerden korur. Bedenimizi dinlemeye başladıkça zihnimiz susacaktır fakat bunu da bir denge içinde sürdürmek gerekmektedir.


Zihin, sık sık tamamlanmamış işlere ve ertelenmiş görevlere takılır. Bu da pişmanlıkların ve başarısızlık duygusunun oluşmasına neden olur. Zihni bu noktada susturabilmemiz için başladığımız işi yarım bırakmamalı ve ertelememeliyiz.


Geleceğe dair kesin bilgilerimiz yoktur. Yarın ne olacağını bilemeyiz. Bu yüzden sürekli geleceğe yatırım adı altında zihnimizi yormamalıyız. Hiçbir şey planladığımız gibi gitmeyebilir. Psikodramada buna "geleceğe dair maskeli balo" denir.


Stoacılık her gün 10-15 dakika boyunca elimizdeki her şeyi kaybettiğimizi düşünerek kötüye dair prova yapmamızı önerir. Bunu pratik etmek iyi gelebilir. Ayrıca psikodramadaki ‘’anda kalmak’’ kavramına hayatımızda bir yer açabiliriz. Anda kalmak; geçmişimizle, geleceğimizle şu an burada olabilmektir. Ne geçmişte takılı kalmalı ne de sürekli geleceğe dair senaryolar kurmalıyız. Çünkü hayatın gerçeklikleri bizim senaryolarımızla uyuşmayabilir. Tıpkı her kadının dırdır etmemesi, her erkeğin aldatmaması ve cenazeye giden herkesin ağlamaması gibi gerçekler ve senaryolar her zaman örtüşmez fakat anda kalmanın bir gerçekliği vardır.


Gelecekte olacak bir şeyi düşünce gücümüzle değiştiremeyeceğimizi ve bu zamana kadar aştığımız her şey gibi bundan sonraki her şeyi de aşabileceğimizi zihnimize hatırlatmalıyız.




78 görüntüleme0 yorum

Comments


  • Instagram
  • iupk logo
bottom of page