Yollar ve Yön Işıkları
- İstanbul Üniversitesi Psikoloji Kulübü
- 24 Şub
- 2 dakikada okunur
İnsan hayata yetişmek için sürekli koşup durmak zorunda mı ya da hayata yetişmek zorunda mı? Hepimizin kendi hayatlarımızın direksiyonundayız, kaza yapmadan sürmek için devamlı bir efor içindeyiz. Bazen ardımızdan gelenleri kontrol ediyor, bazen yanımızdan hızla geçip gidenlere bakakalıyoruz. Hızlanmak istediğini haber verenler bazen canımızı sıkıyor, onun yerine geçmek ona yetişmek, bazen ondan daha hızlı olmak istiyoruz. Bir yandan yönümüzü, yolumuzu kontrol etmeye çalışırken diğer yandan aynalardan bize yetişmeye çalışanları fark ediyoruz. Önümüze geçip hızlananlar bu kararı çoktan vermiş ve gerekli hazırlıkları yapmış olanlardır, bir eyleme geçmeden önce bunu planlamışlardır zaten. Oysa biz herhangi bir hazırlık yapmadan, hızımızı arttırmak isterken ne vitesi arttırmamız gerektiğinin farkındayız ne de arabamızın gücünün. Neticesinde hepimiz yoldayız ve inanıyoruz ki her birimizin bastığı gaz birbirine eş değer. Oysa lastikler yere sağlam basmıyor ya da arabanın şoförü diğerleri kadar güçlü gaza basamıyor olabilir. Geçtiğimiz yollar aynı gibi görünse de aynı şartlarda yol kat etmeyiz. Kimilerinin önüne geçer, kimilerinin ardında kalırız. Bazen kontrolümüz dışında tek bir hata bizi istemediğimiz yollara sokabilir, yolumuzdan şaşıp hedefe geç kalabiliriz ama takip ettiğimiz rota ve bize ait olan yol bunu sorun etmez. Rota hemen yeniden oluşturulur ve hata yaptığımız için evren bizi cezalandırmaz aksine belki o yolda hayal bile edemeyeceğimiz yepyeni deneyimler yaşar, ceplerimizi dolduracak bir sürü yeni dersler ediniriz. Girdiğimiz yanlış yol benzinimizin bitmesine sebep olabilir ama yolda kalıp yardımını istediğimiz ilk insan ömür boyu bizi yarı yolda bırakmayacak bir dosta dönüşebilir; geçmek zorunda kaldığımız bozuk yollar, ormanlar, topraklar ilk defa kokusunu duyacağımız bir çiçeği çıkarabilir karşımıza ya da içimize çektiğimiz nefes, ciğerlerimize diğer tüm yollardan iyi gelebilir. İşte hayat bazen ucu bucağı olmayan bir denizde kaybolmak bazen de yabancısı olduğun yolun müdavimi olmaktır. Kimi zaman yanlış karar verdiğimizi, hata yaptığımızı düşünürken umulmadık bir doğrunun eşiğindeyizdir aslında ve en önemlisi de herkesin doğrusu bize yanlış, bizim doğrumuzsa diğer herkese yanlış gelebilir. Önemi yok, nihayetinde herkes kendi hayatının şoför koltuğunda ve ne olursa olsun yol, herkesin kendi doğrularına göre şekillenir. Biz yeter ki olduğumuz yola güvenip içindeki detayları fark edebilelim.
Eylül Şevval Arıcan





Yorumlar